<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kansersiz Hayat</title>
	<atom:link href="http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kansersizhayat.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Jul 2010 06:24:02 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bu ısrar neden?&#8230;</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=225</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=225#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 06:24:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[“Önce zarar vermeyeceksin” ilkesini, sitesinin başlığı yapacak kadar temel prensip kabul etmiş bir eczacı olarak, bu haftaki yazımda sizleri,aynı ekolü benimsemiş Livingston* kliniğinin otuz yıl içinde kabul ettiği binlerce hastaya ilişkin ilginç bir istatistiği hakkında bilgilendirmek istiyorum.
Tıp doktoru hastaların büyük bir yüzdesi kemoterapi ve radyoterapi almadan kliniğe başvururlarken,diğer meslek dallarındaki hastaların hemen hepsi standart kemo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Önce zarar vermeyeceksin” ilkesini, sitesinin başlığı yapacak kadar temel prensip kabul etmiş bir eczacı olarak, bu haftaki yazımda sizleri,aynı ekolü benimsemiş Livingston* kliniğinin otuz yıl içinde kabul ettiği binlerce hastaya ilişkin ilginç bir istatistiği hakkında bilgilendirmek istiyorum.</p>
<p>Tıp doktoru hastaların büyük bir yüzdesi kemoterapi ve radyoterapi almadan kliniğe başvururlarken,diğer meslek dallarındaki hastaların hemen hepsi standart kemo ve radyoterapi yollarından geçtikten sonra müracaat etmişler.</p>
<p>O zaman, şöyle bir soru şekilleniyor kafamızda:</p>
<p>Kanser alanındaki ortodoks (klasik) tedavi yöntemlerinin zararları böylesine açıkken;doktorların büyük bir bölümü bu yöntemlerin kendilerine uygulanmasından kaçınırlarken;dahası bütün bunlar yazılı ve görsel medyaya yansımışken,nasıl oluyor da kemoterapi ve radyoterapi ayakta kalmayı ve uygulanmaya devam edilmeyi becerebiliyor.Üstelik en büyük araştırma fonları bunlara ayrılıyor,bağışlar bunlar için toplanıyor&#8230;</p>
<p>Bu sorunun yanıtı çok açık; Sıkça söylendiği ve herkes tarafından kabul edildiği gibi,kanser başlıbaşına bir endüstri ve bir sanayici elitinin kontrolü altında.</p>
<p>Zehirli kimyasallar üretmekte ve çevreyi kirletmekte birinci dereceden sorumlu olan firmaların, kanser alanındaki hegemonyası,2.Dünya Savaşında silah olarak üretilen “İperit” i(Hardal gazı) hiçbir uyarıda bulunulmadan 160 kanser hastası üzerinde denemeye kadar varıyor.</p>
<p>Zararlı ilaç ve gıda maddelerinin piyasaya sürülmesini önlemekle görevli FDA ise,sistem içinde ilginç bir rol oynuyor. Dev ilaç firmalarıyla aralarında “organik bağlar” mevcut. Kurum sürekli olarak ilaç piyasasından yönetici devşirdiği gibi, FDA’dan ayrılan birçok kişinin de doğal istikameti ilaç piyasası oluyor.</p>
<p>Tahmin edilebilineceği gibi kanser endüstrisinin “anonim” iradesi bu arada bilimsel buluşları da bastırabiliyor.Nitekim, akıl almaz teknolojik ilerlemelerin kaydedildiği dünyamızda hala bu konuda “yerinde sayılması” bu görüşü doğruluyor.</p>
<p>*Livingston Kliniği (ABD), kurucusu Dr.Virginia Livingston’ın ölümünden sonra baskılara dayanamayarak, faaliyetine son vermiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=225</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beres Damla</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=219</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=219#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 12:31:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Dr.Güneral’in , DMSO tedavisi yanında  kullanılmasını öngördüğü, zamanla hepsine değineceğim “tamamlayıcı,homeopatik” ilaçların başında gelen Bérés damla , artık Türkiyedeki eczanelerde kolayca bulunabiliniyor.
Başta kanser olmak üzere, tüm bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisi ve önlenmesinde kullanılan  bu ürün,içerdiği;çinko,demir,bakır,krom,manganez,molibden,flor ve selenyum sayesinde mükemmel bir “bağışıklık sistemi düzenleyicisi “immünmodülatör” olduğunu söyleyebiliriz. Merkezi sinir sistemiyle,bağışıklık sisteminin “yakın ilişkisi” göz önüne alındığında,günlük hayatın stresine ve yorgunluğa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste">Dr.Güneral’in , DMSO tedavisi yanında  kullanılmasını öngördüğü, zamanla hepsine değineceğim “tamamlayıcı,homeopatik” ilaçların başında gelen Bérés damla , artık Türkiyedeki eczanelerde kolayca bulunabiliniyor.</div>
<div id="_mcePaste">Başta kanser olmak üzere, tüm bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisi ve önlenmesinde kullanılan  bu ürün,içerdiği;çinko,demir,bakır,krom,manganez,molibden,flor ve selenyum sayesinde mükemmel bir “bağışıklık sistemi düzenleyicisi “immünmodülatör” olduğunu söyleyebiliriz. Merkezi sinir sistemiyle,bağışıklık sisteminin “yakın ilişkisi” göz önüne alındığında,günlük hayatın stresine ve yorgunluğa karşı direnç kazanılabilmesi için,doğru ve düzenli beslenmenin yanında , başta A,C ve E vitaminleri olmak üzere, yukarıda isimleri yazılı elementlere de ihtiyaç vardır.</div>
<div id="_mcePaste">“Beres Drops Plus” adıyla eczacınızdan kolayca edinebileceğiniz bu ürünün biyo yararlığı;</div>
<div id="_mcePaste">*Hücre korunması (Diş,kemik,cilt yapısı dahil)</div>
<div id="_mcePaste">*Kanser  tedavisinde kullanılan , kemoterapötik ve radyoterapötik ilaçların yan etkilerini azaltılması.</div>
<div id="_mcePaste">*Kanda, asit-baz dengesini sağlanması.</div>
<div id="_mcePaste">*Anti-oksidan etkisiyle,zararlı  artıklardan vücudun temizlenmesi (detoksifiyan etkisi).</div>
<div id="_mcePaste">*Gripal enfeksiyonların  önlenmesi ve tedaviye yardımcı olunması.</div>
<div id="_mcePaste">*Kan hücrelerinin oluşumunu sağlanması bakımından önemlidir.</div>
<div>Sağlıklı yetişkinlerde,korunma amacıyla günde iki kez 23’er damla.</div>
<div id="_mcePaste">Enfeksiyonların tedavisinde,günde üç kez 25’er damla.</div>
<div id="_mcePaste">Tümöral olgularda tedaviye destek açısından,günde dört kez 25’er damla kullanılmalıdır.</div>
<div id="_mcePaste">Her seferinde, bir bardak suya damlatılması gereken Bérés Drops Plus’a bir tablet suda eriyen 1 gramlık C vitamini tablet ilave edilmesi tavsiye edilmektedir.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=219</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserin nedenleri</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=60</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=60#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 21:10:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[
Akciğer Kanseri
Bağırsak Kanseri
Cilt Kanseri
Meme Kanseri
Prostat Kanseri
Rahim Kanseri
Rahim Ağzı ( Serviks ) Kanseri
Yumurtalık Kanseri

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><a title="Akciğer Kanseri" href="http://www.kansersizhayat.com/?p=64" target="_self">Akciğer Kanseri</a></li>
<li><a title="Bağırsak Kanseri" href="http://www.kansersizhayat.com/?p=66 " target="_self">Bağırsak Kanseri</a></li>
<li><a title="Bağırsak Kanseri" href="http://www.kansersizhayat.com/?p=69" target="_self">Cilt Kanseri</a></li>
<li><a title="Meme Kanseri" href="http://www.kansersizhayat.com/?p=71" target="_self">Meme Kanseri</a></li>
<li><a title="Prostat Kanseri" href="http://www.kansersizhayat.com/?p=73" target="_self">Prostat Kanseri</a></li>
<li><a title="Rahim Kanseri" href="http://www.kansersizhayat.com/?p=75" target="_self">Rahim Kanseri</a></li>
<li><a title="Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri" href="http://www.kansersizhayat.com/?p=77" target="_self">Rahim Ağzı ( Serviks ) Kanseri</a></li>
<li><a title="Yumurtalık Kanseri" href="http://www.kansersizhayat.com/?p=79" target="_self">Yumurtalık Kanseri</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=60</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserin Belirtileri</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=82</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=82#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 21:09:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[Cilt:
 Renk, şekil ve büyüklüğü değişen, çabuk kanayan veya ülserleşen benler,
İyileşmeyen yaralar varsa,
Ve uzun süreli güneş ışığına maruz kalıyorsanız…
Ağıziçi, Boğaz:
Ağızda iyileşmeyen ağrılı/ağrısız yaralar,
Ağıziçi ve dudakta beyaz veya kırmızı plaklar, kitle veya sertlikler,
Yeni gelişen işitme kaybı veya kulakta çınlama, ses kısıklığı gibi yakınmalar varsa
Ve alkol, sigara kullanıyorsanız…
Akciğer:
Geçmeyen veya karakter değiştiren öksürük,
Kanlı, pis kokulu balgam,
Yeni gelişen ses [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong>Cilt:<br />
</strong> Renk, şekil ve büyüklüğü değişen, çabuk kanayan veya ülserleşen benler,<br />
İyileşmeyen yaralar varsa,<br />
Ve uzun süreli güneş ışığına maruz kalıyorsanız…</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ağıziçi, Boğaz:<br />
</strong>Ağızda iyileşmeyen ağrılı/ağrısız yaralar,<br />
Ağıziçi ve dudakta beyaz veya kırmızı plaklar, kitle veya sertlikler,<br />
Yeni gelişen işitme kaybı veya kulakta çınlama, ses kısıklığı gibi yakınmalar varsa<br />
Ve alkol, sigara kullanıyorsanız…</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Akciğer:<br />
</strong>Geçmeyen veya karakter değiştiren öksürük,<br />
Kanlı, pis kokulu balgam,<br />
Yeni gelişen ses kısıklığı veya değişikliği,<br />
Göğüs ağrınız varsa,<br />
Sık ve uzun süreli akciğer enfeksiyonu (bronşit, zatürre) geçiriyor<br />
Ve sigara kullanıyorsanız…</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Meme:<br />
</strong> Göğsünüzde ele gelen kitle,<br />
Meme derisi üzerinde kalınlaşma, çökme veya çekilme,<br />
Meme başından berrak veya kanlı akıntı varsa<br />
Ve ailede meme kanseri hikayesi mevcutsa…</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sindirim Sistemi: </strong><br />
Yutma güçlüğü, uzun süren kusma/bulantı,<br />
Uzamış ishal veya kabızlık,<br />
Barsak hareketlerinde düzensizlik,<br />
Koyu renkli veya kanlı dışkı,<br />
Uzun süreli karın ağrısı veya baskı hissi,<br />
Açıklanamayan kilo kaybı varsa<br />
Ve ailede barsak kanseri veya hastalığı hikayesi mevcutsa…</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kadın Üreme Sistemi:<br />
</strong> Adette düzensizlik, fazla kanam veya uzun süreli kanama,<br />
Adet dönemleri arasında veya menopoz sonrası kanama,<br />
Cinsel ilişkiden sonra kanama,<br />
Normalden fazla vajinal akıntı varsa<br />
Ve östrojen tedavisi görüyorsanız…</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Erkek Üreme Sistemi:<br />
</strong> Sık ve ağrılı idrara çıkma,<br />
Kanlı idrar gelmesi,<br />
Yeni gelişen iktidarsızlık,<br />
Testislerde sertlik veya ele gelen ağrısız kitle varsa…</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Lenf Sistemi:<br />
</strong> Boyun, koltukaltı ve kasıklarda ele gelen, çoğunlukla ağrısız kitleler,<br />
Kilo kaybı,<br />
Gece terlemeleri,<br />
Uzun süren ve açıklanamayan ateşler,<br />
Ciltte nedensiz beliren döküntü ve morluklar varsa…</p>
<p><strong>İskelet Sistemi:<br />
</strong> Ele gelen kitle veya şekil bozukluğu,<br />
Kemiklerde şiddetli ağrı,<br />
Hareket kısıtlılığı varsa…</p>
<p><strong>Sinir Sistemi:<br />
</strong> Şiddetli ve uzun süreli baş ağrıları,<br />
Çift görme veya görme kaybı,<br />
Yeni gelişen dengesizlik, baş dönmeleri, uyuşma veya felçler,<br />
Şuur bulanıklığı, konsantrasyon güçlüğü,<br />
Konuşma güçlüğü,<br />
Kişilik değişiklikleri varsa…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=82</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık Sistemini Güçlendirme</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=132</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=132#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 21:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Kanserle bağışıklık sistemi arasındaki ilişkinin önemi fark edildiği günlerden bu yana bağışıklık  sistemi hücrelerini ya da ürünlerini kullanarak kanser tedavisi çalışmaları hem laboratuvar deneyleri hem de gönüllü hasta uygulamaları biçiminde sürdürülmektedir. Monoklonal antikorlarla tedavi, dendritik hücre tedavisi, LAK tedavisi (lenfokinle aktive edilmiş katil lenfosit), TIL tedavisi (Tümöre infiltre olmuş T lenfosit) gibi farklı yaklaşımlarla sürdürülen bu çalışmalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste">Kanserle bağışıklık sistemi arasındaki ilişkinin önemi fark edildiği günlerden bu yana bağışıklık  sistemi hücrelerini ya da ürünlerini kullanarak kanser tedavisi çalışmaları hem laboratuvar deneyleri hem de gönüllü hasta uygulamaları biçiminde sürdürülmektedir. Monoklonal antikorlarla tedavi, dendritik hücre tedavisi, LAK tedavisi (lenfokinle aktive edilmiş katil lenfosit), TIL tedavisi (Tümöre infiltre olmuş T lenfosit) gibi farklı yaklaşımlarla sürdürülen bu çalışmalar günümüzde artık hasta uygulama aşamasına gelmiş ve Faz I/II ve Faz III çalışmaları başlatılmıştır. İmmünoterapi adı altında sürdürülen bu çalışmalar kullanılan enstrüman bakımından iki ana başlık altında toplanabilir:</div>
<div id="_mcePaste"><strong>1-Hücresel immünoterapi: </strong>Dendritik Hücre (DC) terapi, LAK terapi, TIL terapi, pasif immünoterapi</div>
<div id="_mcePaste"><strong>2-Hücresel olmayan immünoterapi:</strong> Monoklonal antikorlarla yapılan tedavi</div>
<div id="_mcePaste">İmmünoterapinin dışında yine tümöre karşı biyolojik ya da immünolojik mekanizmaları harekete geçirmeyi amaçlayan  ya da tümör hücresinin kontrolsuz çoğalmasına neden olan genin bloke edilmesine yönelik Gen Terapi çalışmaları da bulunmaktadır.</div>
<div id="_mcePaste">Monoklonal antikorlarla yapılan tedavide hedef hücreye spesifik antikorun ucuna zehir (resin) yad radyoizotop bağlayarak hedef hücreyi (malign hücre) yok etmek ya da, NK hücresine ya da  sitotoksik T hücresine bağlanabilen bir başka antikoru bu monoklonal antikora bağlayarak hedef hücre  (kanser hücresi) ile NK ve T hücresini yaklaştırarak hedef hücreyi yok etmek temel stratejidir. Ya da kompleman kaskadının aktivasyonu ile antikora bağlanan kompleman ile tümör hücresinin lize olması sağlanmaktadır. Bu amaçla ilgili sağlık otoritelerinden tedavide kullanılmak üzere ruhsat almış monoklonal antikorlar günümüzde bulunmaktadır.</div>
<div id="_mcePaste">Tümör hücresine spesifik antikorun varlığında oldukça iyi sonuç alınabilen bu tedavi yönteminin başarısı bu antikorun sadece ve sadece tümör hücresine bağlanması ile olanaklıdır. Tümör dışında başka hücrelerde de bulunan bir moleküle de bağlanabilen antikorlarla yapılan tedavide tümör hücresi dışındaki sağlıklı hücrelerin de ölümü gerçekleşmektedir. Bu durumda ortaya çıkan sağlıklı hücre ölümünün yanısıra hızlı, yoğun hücre yıkımının getirdiği yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Yine bu hızlı hücre yıkımı sonucu olaşacak immün komplekslerin büyük ya da yoğun olması durumunda glomerülde immün kompleks depolanması ve sonuçta renal yetmezlik ortaya çıkabilmektedir. Antikorun ucuna zehir (resin) bağlanarak yapılan tedavide resin’in vücuttaki toksik etkileri sorun olmaktadır. Radyoizotop bağlı antikorlarla tedavide ise radyoizotopun vücuttan temizlenmesi sorun olmakta ve bu temizlenme sürecinde bizatihi radyoizotopun kanserojen etki gösterme riski bulunmaktadır.</div>
<div id="_mcePaste">Bir başka tedavi yaklaşım biçimi ise gen naklidir. Buna son zamanlardaki tipik örnek Çin’de geliştirilen p53 gen tedavisidir. Hücre intiharı geni (apoptozis) olarak da bilinen bu gen hücrelere nakledilerek tümör hücresinin apoptozise gidişi sağlanmaya çalışılmaktır. Buna benzer tümör hücresinin fonksiyonunu bozmaya yönelik gen nakli çalışmaları da sürmektedir. Bu tedavi yönteminde “terapi genini” hücre içine göndermek ama asıl önemlisi hücre içinde aktif hale gelmesini sağlamak için vektör kullanmak gerekmektedir.  Bu vektörün terapi genini aktif hale getirecek bir promotor bölgeye sahip olması gerekmektedir, böyle bir vektör de virüslerden elde edilmektedir. Böyle bir uygulamada sadece ve sadece tümöre hücresinin içine girebilecek bir vektör geliştirildiğinde ancak başarılı bir yöntem olabilecektir. Yine de sadece tümör hücresinin içinegirmesi yetmemekte yanı sıra genoma yerleştiği yerdeki diğer genlerin onun aktivitesini baskılamaması gerekmektedir. Çünkü genler sağında ve solunda komşu olan genlerden etkilenmekte ve etkili proteini üretmeleri büyük ölüde bunalara bağlı kalmaktadır. Genin aktif, etkili bir biçimde çalışması için genomun içinde en doğru yere yerleştirmek gerekmektedir. Bu ise bu günkü gen teknolojisi ile olanaklı değildir. Yakın bir gelecekte de olanaklı gibi görünmemektedir. Bu tümöre özgüllük sağlanamadığı zaman sağlıklı hücrelerin içine de girecek bu terapi genine bağlanmış olan vektörün hücre genomuna entegre olması durumunda ortaya çıkabilecek risk tümörün kendisinden bile vahim görünmektedir. Tüm bu sorunları çözmeye yönelik çalışmalar da dünyada yoğun olarak sürdürülmektedir.</div>
<div id="_mcePaste">Ne var ki yukarıda açıklanan bu tedavi yaklaşımları semptomatiktir ve kanser hücresinin oluşumuna ve yaşamasına neden olan koşulları ortadan kaldıramamakta ya da düzeltmemektedir. Bu iki yaklaşımla da tümör yükünün azaltıldığı doğrudur ne var ki tümör yükü cerrahi olarak ya da kemotarepi ile de azaltılabilmektedir.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=132</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi ve Radyoterapi</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=38</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=38#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 21:05:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[“ Tıp ilminde hiçbir konu kemoterapi kadar eleştiri yağmuruna tutulmamıştır.” diyor Dr.Güneral, ”Kanserden Korkma Modası Geçmiş Tedaviden Kork” isimli kitabında. Ve şöyle devam ediyor: “ Kemoterapötik ilaçların çoğu, hücre metabolizmini bloke ederek bölünmeyi durdurur. Kanser hücreleri, diğer hücrelere göre daha hızlı bölünüp çoğaldığından, öldürücü antimetabolit etkinin, tercihen kanser hücrelerine yönelmesi gerekir .Ne yazık ki kemoterapi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“ Tıp ilminde hiçbir konu kemoterapi kadar eleştiri yağmuruna tutulmamıştır.” diyor Dr.Güneral, ”Kanserden Korkma Modası Geçmiş Tedaviden Kork” isimli kitabında. Ve şöyle devam ediyor: “ Kemoterapötik ilaçların çoğu, hücre metabolizmini bloke ederek bölünmeyi durdurur. Kanser hücreleri, diğer hücrelere göre daha hızlı bölünüp çoğaldığından, öldürücü antimetabolit etkinin, tercihen kanser hücrelerine yönelmesi gerekir .Ne yazık ki kemoterapi, yine hızla çoğalan-kemik iliği, mide-barsak mukozası ve saç folekülleri gibi-bazı çok hayati hücreleri de zehirler. Kemik iliğinin, kanserden korunmada olduğu kadar, mücadelede de başrol oynayan bağışıklık sisteminin kaynağı olduğu gerçeğini de göz önüne alırsak, kemoterapinin buraya yaptığı tahribatın nelere mal olduğunu daha iyi anlarız. Birçok kemoterapi alan kanser hastasının basit bir soğuk algınlığından ölebilmesi işte bu yüzdendir. Kemoterapiden yararlanabilen kanser türleri çok seyrek görülenlerdir.Halbuki, çoğunluğu oluşturan ve büyük öldürücü olarak tanımlanan, akciğer,göğüs ve kolon kanserlerine kemoterapinin hiçbir yararı olmadığı gibi, zararları saymakla bitmez.</p>
<p>Şöyle anlatalım: Kemoterapötik ilaçlara karşı direnci az olan kanser cinsine karşı kullanılan ilaç daha az dozda ve daha kısa süreli verileceğinden sağlam hücrelere zararı tolere edilebilir. Ama bu tip ilaçlara dirençli,yaygın vakalarda doz ve seans sayısı doğal olarak artırılacağından,sağlam dokulara,immün sisteme yaratacağı tahribat kaçınılmazdır.Hele kemoterapi,radyoterapiyle birlikte uygulanırsa yaratacağı tahribat 25 kat artacaktır.</p>
<p>Burada, size yaşanmış, literatüre geçmiş üstelik bir hekimin başına gelmiş talihsiz bir olaydan söz etmek istiyorum. Hasta, 55 yaşında erkek. Karaciğerinde,primeri(başlangıcı) belirlenemeyen birden fazla tümör tespit edilmiş. Kemoterapi uygulanıyor. Doğal olarak fayda göremiyor.Son çare olarak, karaciğer nakline karar veriliyor. (Artık yapılmıyor.) Nakil yapılıyor. Bu arada yeni karaciğerin uyum sağlayabilmesi için imün sistemi zayıflatan ilaçlar veriliyor.Nakilden sonra, iki-üç ay işler yolunda gidiyor. Ancak bu sürenin sonunda sağlam karaciğerde yeni lezyonlar baş gösteriyor. Bağışıklık sistemi iyice çöktüğünden, belkemiği ve beyin metastazları sonucu hasta maalesef kaybediliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=38</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytinyağı Mucizesi</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=52</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=52#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 20:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Egzoz gazları, fabrika bacalarının kustuğu kanserojenler, içme sularımıza karışan sanayi atıkları, bir yandan da belediyelerin temizlemek için suya kattıkları klor, fast food gıdalardaki, hazır yiyeceklerdeki tehlikeli katkı maddelerine karşı elimizde iki silah var: EKMEĞİMİZ ve ZEYTİNYAĞIMIZ.
Doktor İlhami Güneral, bugün dünyanın en önemli kanser ilacı olarak kabul edilen köpekbalığı kıkırdağının Küba&#8217;nın ihracat kalemleri arasında ilk sırada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Egzoz gazları, fabrika bacalarının kustuğu kanserojenler, içme sularımıza karışan sanayi atıkları, bir yandan da belediyelerin temizlemek için suya kattıkları klor, fast food gıdalardaki, hazır yiyeceklerdeki tehlikeli katkı maddelerine karşı elimizde iki silah var: EKMEĞİMİZ ve ZEYTİNYAĞIMIZ.<br />
Doktor İlhami Güneral, bugün dünyanın en önemli kanser ilacı olarak kabul edilen köpekbalığı kıkırdağının Küba&#8217;nın ihracat kalemleri arasında ilk sırada yer alışını gülümseyerek karşılıyor. Köpekbalığından çıkarılan squalene adlı madde sızma zeytinyağında bol miktarda bulunuyor. Günde 100 cl.  Zeytinyağı tüketimi ile köpekbalığı kıkırdağından alınacak kadar squalene alınır.</p>
<p>Zeytinyağının bir önemli özelliği de moleküler dizisinin kadınlarda çok yaygın olan göğüs kanseri riskini büyük ölçüde azaltmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=52</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antikanser Diyet</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=49</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=49#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 19:36:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Güvercinleri örnek alın&#8230; Çünkü güvercinler kansere yakalanmayan yegane kuş!
Taze sebze, meyve ve zeytinyağı kanseri önlüyor!
Dr.İlhami Güneral&#8217;in kendisine &#8216;rehber&#8217; edindiği ünlü uzmanlardan biri de Dr. Cornelis Moerman. Bu doktorun The Cancer Survivers adlı kitabından yaptığı alıntıda Dr. Güneral şöyle diyor:
&#8216;Dr. Moerman, gerçekte sağlıklı bir insanda kanser oluşmayacağını ileri sürüyor. Ona göre, insan vücudundaki her hücrede latant, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güvercinleri örnek alın&#8230; Çünkü güvercinler kansere yakalanmayan yegane kuş!</p>
<p>Taze sebze, meyve ve zeytinyağı kanseri önlüyor!</p>
<p>Dr.İlhami Güneral&#8217;in kendisine &#8216;rehber&#8217; edindiği ünlü uzmanlardan biri de Dr. Cornelis Moerman. Bu doktorun The Cancer Survivers adlı kitabından yaptığı alıntıda Dr. Güneral şöyle diyor:</p>
<p>&#8216;Dr. Moerman, gerçekte sağlıklı bir insanda kanser oluşmayacağını ileri sürüyor. Ona göre, insan vücudundaki her hücrede latant, yani uyuklar durumda bir virüs bulunuyor. Sağlıklı insanda zararsız bir sembiyant yani zorunlu beraberlikte olan bu mikrop, uzun süren bir yanlış beslenme sonucu dokuların zayıflaması ve metabolizmanın bozulmasından ötürü kanser oluşumuna neden oluyor.</p>
<p>Dünyada iki canlının kanserden ölmediği kesinleşmiş durumda: Köpekbalıkları ve güvercinler. Dr. Moerman, güvercinlerin beslenme şekillerini değerlendirerek 10 yıllık araştırmaları sonucu şu diyeti öneriyor:</p>
<p>1-A vitamini kanseri önler: Taze meyve ve sebzede, yoğun olarak da zeytinyağında A vitamini var&#8230; En çok A vitamini bulunduran sebze ise karnabahar&#8230;</p>
<p>2-B kompeksi vitaminler kanseri önler&#8230; Nobel ödüllü Alman biyokimyacı Otto Warburg, &#8216;B2-B3 ve B5 karışımı kansere karşı en güçlü koruma yöntemidir&#8217; diyor. Bu vitaminler kuzu ve oğlak ciğerinde var.</p>
<p>3-C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir. İki kez Nobel ödülü alan Dr. Linus Pauling, doğru zamanda, yani kemoterapi görmeden günde 10 gram C vitamini alan kanserlilerin almayanlardan 20 misli uzun yaşadıklarını kanıtladı.</p>
<p>4- E vitamini DNA tahribatını önler: Ekmekte bol bol var&#8230;.</p>
<p>5-Sitrik asit: Limonda bol miktarda var. Kanı sulandırır.</p>
<p>6- İyod: Bu mineral troid bezinin çalışmasını dengeler. Tuzu az kullanın, kullanırken iyotlusunu tercih edin&#8230;</p>
<p>7-Demir: Kanda oksijen taşıyan bu pigmenti ihmal etmeyin.</p>
<p>8-Kükürt: Çok atlanan bir önemli maddedir. Hücreyi yaşatır. Lahana ve brüksellahanasında bol miktarda bulunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=49</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanseri</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=64</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=64#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 19:36:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[Akciğer kanseri erkek ve kadınlarda ikinci en sık rastlanılan kanser türüdür.
ABD’de her yıl yaklaşık 100.000 erkek ve 60.000 kadın akciğer kanserinden ölmektedir.
Akciğer kanseri ölüme en fazla yol açan kanser türüdür.
Akciğer kanseri aynı zamanda önlenmesi en kolay kanserdir.
 Kimler Risk Altında?
Sigara içenler (Akciğer kanseri %90 oranında sigaraya bağlıdır!), Boya, ilaç v.b. yapımında kullanılan kimyasal maddelere (arsenik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri erkek ve kadınlarda ikinci en sık rastlanılan kanser türüdür.<br />
ABD’de her yıl yaklaşık 100.000 erkek ve 60.000 kadın akciğer kanserinden ölmektedir.<br />
Akciğer kanseri ölüme en fazla yol açan kanser türüdür.<br />
Akciğer kanseri aynı zamanda önlenmesi en kolay kanserdir.</p>
<p><strong> Kimler Risk Altında?</strong></p>
<p>Sigara içenler (Akciğer kanseri %90 oranında sigaraya bağlıdır!), Boya, ilaç v.b. yapımında kullanılan kimyasal maddelere (arsenik, vinil klorid v.b.) maruz kalanlar, Asbest, radon gibi maddelere maruz kalanlar, Radyasyona ve hava kirliliğine maruz kalanlar… Akciğer kanseri açısından yüksek risk altındadırlar.</p>
<p><strong>Ne Yapmalı?</strong></p>
<p>Hastaların %90’ında akciğer kanserine sigaranın sebep olduğu bulunmuştur. Bu nedenle sigara içiyorsanız bırakın. Sigara içilen kapalı ortamlardan kaçının. Hiç sigara içmediği halde akciğer kanseri olmuş hastaların üçte birinin pasif içici olduğu; yani fazla sigara içilen ortamlarda yaşadıkları saptanmıştır. İşiniz gereği kimyasal maddeler ile çalışmanız gerekiyorsa düzenli olarak işyeri hekiminizin önerdiği aralıklarla muayenenizi olup, akciğer filminizi çektirmeyi ihmal etmeyin…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=64</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağırsak Kanseri</title>
		<link>http://www.kansersizhayat.com/?p=66</link>
		<comments>http://www.kansersizhayat.com/?p=66#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 19:35:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Münci Atılgan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kansersizhayat.com/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[Kansere bağlı ölümlerin ikinci en sık sebebi kalın bağırsak kanserleridir. Son yıllarda gelişen tanı ve tedavi yöntemleri sonucu bu hastalık erken yakalandığında başarıyla tedavi edilebilmektedir.
Kimler Risk Altında?
* Ailesinde bağırsak kanseri hikayesi olanlar,
* Kalın bağırsaklarında polip tespit edilmiş hastalar,
* Sigara içenler,
* İltihabi Bağırsak Hastalıkları olanlar,
* Asbeste maruz kalanlar,
* Batı usulü (yağdan zengin, lifden fakir, koruyucu maddeler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kansere bağlı ölümlerin ikinci en sık sebebi kalın bağırsak kanserleridir. Son yıllarda gelişen tanı ve tedavi yöntemleri sonucu bu hastalık erken yakalandığında başarıyla tedavi edilebilmektedir.</p>
<p><strong>Kimler Risk Altında?</strong></p>
<p>* Ailesinde bağırsak kanseri hikayesi olanlar,<br />
* Kalın bağırsaklarında polip tespit edilmiş hastalar,<br />
* Sigara içenler,<br />
* İltihabi Bağırsak Hastalıkları olanlar,<br />
* Asbeste maruz kalanlar,<br />
* Batı usulü (yağdan zengin, lifden fakir, koruyucu maddeler içeren besinler ile) beslenenler,</p>
<p>Bağırsak kanseri açısından yüksek risk grubundadırlar.</p>
<p><strong>Ne Yapmalı?</strong></p>
<p>Sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat edin. Az yağlı, bol lifli (sebze, meyve, kepekli unla yapılmış yiyecekler) besinleri tercih edin.</p>
<p>Ailenizde bağırsak kanseri hikayesi varsa, dışkınızda kan gördüyseniz, dışkılama alışkanlığınızda değişiklik olduysa (uzun süreli ishaller veya kabızlık v.s.) yaşınız ne olursa olsun hekime başvurarak gerekli muayene ve testlerin yapılmasını sağlayınız. Bağırsak kanserlerinin çoğu poliplerin sonradan kanserleşmesi ile oluşur. Poliplerin erken farkedilip çıkartılmasıyla kanser gelişmesi tamamen önlenebilir.</p>
<p>50 yaş ve üzerindeki sağlıklı bireylerin yılda bir kez dışkıda gizli kan baktırması ve her beş yılda bir parmakla makattan muayene ve kolonoskopi yaptırması önerilmektedir Yüksek risk grubundaki kişilerde (ailevi bağırsak kanserleri, iltihabi bağırsak hastalığı bulunanlar v.s.) yılda bir kez kolonoskopi ve muayene önerilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kansersizhayat.com/?feed=rss2&amp;p=66</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
